Ana Sayfa‎ > ‎

Çeviri - Cinsellik, Zevk, Aşk ve Kıskançlık - 1 - Salsa Clubbing

SALSALOGY VIDEO & PLAYLISTS BLOG


Barbara Lewis, çalışmaları Kanada, ABD, Avrupa ve Asya’da gayet iyi tanınan bir şarkıcı/söz yazarı, öğretmen ve yazardır. Güçlü sahne performansı ve olağanüstü geniş boyutlu sesinden dolayı övgüye değer bulunmaktadır. Lewis’in eşsiz tek kadın gösterisi şarkı, dans ve hikaye anlatmanın zengin bir harmanıdır. Onun müzik stili dünya, folk, caz ve klasik müziklerin bir birleşimidir. Lewis son zamanlarda Montreal’de Centaur Tiyatrosu’nda Ekim-Kasım 2007’de 17 gece oynayan yeni tek kadın gösterisi “Crossroads – Kesişen Yollar”ın galasını yapmıştır.

“Özgürlük, aşk, rüyalar – bunlar yüksek fikirler olabilir, fakat şarkıcı/söz yazarı Barbara Lewis bunları betonlaşmış sonuçlar için bir ilham kaynağı olarak kullanır. Müzik için olan tutukusunu ve “yeni olasılıklar keşfetmeyi” uluslararası bir kariyere dönüştürmekte başarılı olmuştur.” - Kanada Dışişleri ve Uluslararası Ticaret Bakanlığı

Barbara Lewis, kişisel ve kendini dışa vuran sanat stiliyle bilinir. Şarkılarında, gösterilerinde ve yazılarında dinleyenleri/seyredenleri/okurları sıkça öyle gizlice keşfedilmeyen hayat alanlarına doğru derinlemesine dürüst bir seyahate çıkarır. Lewis derki: “Ümidim, benim sanat stilimle iletişime geçenlerin kendilerini orada görmelerini ve asla hayata dair önemli değişiklikler için asla geç olmadığını hissetmeleridir.” Bu yüzden bir eleştirmen onu “kendini yenilemenin gurusu” olarak tanımlamaktadır.

Barbara Lewis’in müziklerini dinlemek, videolarını izlemek ve çalışmaları hakkında bilgi almak için http://www.barbaralewis.com/Home.html adresindeki sitesini ziyaret ediniz.

Lütfen Lewis’in makalelerini ve şarkı sözlerini yazılı izin olmadan tekrar yayınlamayınız ki, bu izni almak için onun temsilcisi ve ürünlerinden sorumlu: E.Rosen Productions – erosen@videotron.ca ya bir email göndererek konuşulabilirsiniz.


“Cinsellik, Zevk, Aşk ve Kıskançlık”

Salsa Clubbing 101 (Bölüm 1)

 

Bir Salsa Club’e gitmek dans pistinin sahne ve dansçıların aktör olduğu bir tiyatroya gitmek gibidir, ve “Cinsellik, Zevk, Aşk ve Kıskançlık (ve bazen aşağılama)” gecenin oyunudur.

 

Ben gecenin ne getireceğinin duygusunun yoğunluğuna veya benim ilk masum ziyaretimin dramatik sonuçlarına hazır değildim.

 

Arkadaşım Monica, sekiz nolu dans dersinden sonra Cumartesi gecesi çok bilinen Montreal Club’u ziyaret etmemizi tavsiye etti. Ben çekiniyordum. Sadece 8 haftalık dans dersinden sonra  kendimi ateş hattına atmam (kendim veya mekanı dolduracağından emin olduğum uzman erkek dansçılar için) adil miydi. Dersler sırasında hala panik sayma – 123 (es), 567 (es)! modundaydım. Bu club’te takılma fikri erken gelişmiş bir fikir miydi?

 

Monica bana garanti verdi  “Oh dans etmeyeceğiz. Sadece seyredeceğiz ve club atmosferi nasıl yürür öğreneceğiz”

 

Mekan saat 20:30’da açıldı ve bir dans hareketi bulabileceğimiz bir saat olduğunu düşünerek içeri girdik. Saat 21:30, orada olan ilk iki kişi olduğumuzu keşfettik.

 

Olabildiğimiz kadar cool gözükerek, ikimiz de bir içki aldık ve aksiyonu tamamen seyredebileceğimizden şüphe duymayacağımız bir masaya yerleştik. Şehirde dışarı çıkmış iki beyaz bayandık.

 

Şarap sinirlerimi biraz gevşetti. Uzun süredir bir gösteri sanatçısı olan ben, dansa kaldırılma olasılığım ve nasıl bir görüntü vereceğim konusunda bir hayli endişeliydim. Ertesi gün yerel gazetelerdeki dedikodu haberlerini görür gibiydim. “Şarkıcı Barbara Lewis, salaş bir salsa batakhanesinde dans ederken aşağılayıcı bir şekilde yere düşüp yuvarlandı (gizli çekilmiş bir resim eşliğinde)”

 

Kesinlikle bu olmamalıydı. Kesinlikle biz amatörler olarak algılanmalı ve köşemizde yalnız bırakılmalıydık.

 

22:30 civarında mekana birkaç kişi daha düşmeye başlamışken kendimi rahatlamış ve mutlu hissediyordum. Dans pistindeki hareketleri izlerken, şarap da tüm vücudumu dolduruyordu. Bu saatte bile, birkaç etkileyici çift bu geniş alanda dönercesine dans ediyordu.

 

İLK DANS

 

Ve sonrasında omzunda bir dokunuş hissettim.

 

Uzun, esmer ve çekici bir adam, sandalyemin yanında ayakta duruyordu. Müzik çok gürültülüydü ve onun ne söylediğini duyamıyordum. Bu yüzden başımı salladım ve “Evet bu sandalye boş” dedim. Fakat o oturmuyor ve başka bir yere de gitmiyordu. Bu yüzden ayağa kaklım ve ne dediğini dinlemeye başladım – hala dansa kaldırılmayı hayal etmiyordum.

 

“Benimle dans eder misiniz” dedi yüksek bir sesle.

 

“Oh hayır”, içimde bir titreme hissettim ve adeta kelebekler midemde vızıldıyordu.

O İrlandalı mizah anlayışıyla arkamdan gülerek itekleyip neşeli gözlerle “Evet, git ve bir dene” diyen Monica’ya “Ne yapmalıyım” diye mırıldandım.

 

Erkeği kendime doğru çektim ve sıkıca tutarak ve konuşurken tükürükler saçarak “Seni uyarmalıyım, ben uzun süredir dans eden biri değilim. Bir felaket olabilirim” Onun gitmesini bekledim ama o beni ciddi bir bakışla cevapladı, “Göreceğiz” dedi ve beni dans pistine götürdü.

 

Tüm pist etrafında masalarda oturan insanlar vardı. Fakat sadece birkaç çift gerçekten dans ediyordu. Bu sebepten yeni cesur partnerim ve ben fazlasıyla görüntüdeydik.

 

Bir bachata çalıyordu; 1,2,3 dokun, 5,6,7, dokun. Bunu iyi bilmiyordum. Ama en azından onu takip edebileceğimi düşünüyordum. Nasıl olduysa o bir yana, ben bir yana gittim. Birkaç kere durup tekrar başladık, fakat bir yararı olmadığını biliyorum. Basitçe ne fiziksel ve ne de felsefi açıdan aynı frekansta değildik. İkimizi de utandırmayacak şekilde benim olması gerektiği şekilde hareket ettirmeye çabası, yüksek dereceli ve kısık sesli bir “Rahat Ol!” emir cümlesiydi.

 

Yıllarca süren tüm ses çalışmalarımdan ve uzun bir sürede kazanılmış sesleri “okuma” bilgimden dolayı onun sesinden çuvalladığımızı anladım. Sonrasında salsa çalmaya başladı ve ben yükselen bir iyimserliğin beni bir sarmaşık gibi sardığını hissettim. En azından tam sekiz akşam salsa dans etmişliğim vardı. Bu uzmanlık bana yardım edebilirdi. Ama yine beraber dans edemiyorduk.

 

Hiddetlenerek bana “ Müziği hissetmelisin” dedi. Ona katılmamak benim için zordu, fakat ben 25 yıldır profesyonelce müziği hissediyordum ve yine bu bana gösterilecek doğru bir nazik tavır değildi.

 

Sonunda ümitsizce onun benim için çok iyi bir dansçı olduğunu söyleyip, bu deneme için teşekkür edip omuz silkip bu deneme için teşekkür ettiğim masama kadar onun peşinden gittim.

 

Monica histerik bir biçimdeydi. Kendini tutamıyordu. “Ne Oldu” diye bağırırken kahkahadan gözyaşları yanaklarından akıyordu.

 

Derin bir iç çekerek “ Latin 101’dan çaktım” dedim. Oturduğu bar sandalyesinde bana zorlukla, dargın ve allak bullak bir şekilde bakan uzun çekici adam için kendimi kötü hissediyordum.

 

Ve öylece bir yarım saat daha geçti ve ben bu süre zarfında yine rahatladım. Herkesin gördüğü birinci kötü denememden sonra ikinci bir dans teklifi için yine korkusuzdum.

 

İKİNCİ DANS

 

Omzumda başka bir dokunuş hissettim.

 

Kendimle ilgili bir mazeret söylemek için aniden ayağa kalktım ve yakışıklı siyah bir adamın parlak ve mizah dolu gözleriyle karşılaştım.

 

Bağırarak “Benimle dans etmek senin riskinedir” dedim. Güldü ve “Deneyelim” dedi.

 

Dans pisti şimdi kalabalıktı. O bizi müzik grubunun yakınına ışıkların çok parlak olduğu bir yere götürdü. Merkez sahnede ışık selinin içinde olmak gibiydi.

 

“Oh oh, Bu hiç de iyi değil” diye düşündüm.

 

Fakat dans etmeye başlamamızla tansiyonumun eriyip gittiğini hissettim. Bu bana hediye edilmiş dansçı açık bir efor ile hızlı bir salsa dansı ettiriyordu. Hareketleri ve basit dönüşleri kolayca yapıyordum. Gülmeye başladım. O da başladı. İkimiz de memnunduk ve bir felaketin atlatılmış olmasından dolayı rahatlamıştık.

 

Ve her şey daha iyiye gitmeye başlamıştı.

 

Birkaç şarkı arka arkaya, sanki yıllardır beraber dans ediyormuşçasına dans ettik. O akşam daha önce dans edip de ümitsizce başarısız olduğum adam dans pistinin köşesinde biraz inanamama ve biraz da öfke dolu bir bakışla beni izliyordu. Ona gülümsedim ve şirinlik yapıp benim de bunu anlayamadığımı söylercesine omuz silkip kafamı salladım.

 

Kararlaştırılmış bir noktada, yeni iyi dans partnerim Marc (bu gerçek adı değil) ve ben, biraz dinlenmek için pisti terk ettik. O kendi masasına, ben kendi masama gittik. Fakat tekrar gelmesi uzun sürmedi.

 

YUMUŞAK HAREKET EDEN “KÖPEK”

 

Sevinç içinde gülümseyerek“Sanırım, senin bu akşamki köpeğin benim” dedi. Bu deyimi daha önce hiç duymamıştım fakat bu yumuşak hareket eden köpekle daha fazla zaman geçirmekten dolayı gayet mutluydum.

 

Piste vardığımızda, gözümün ucuyla Monica’nın da genç bir adamla dans edecek olduğunu gördüm – böylece aşağı yukarı bir saat boyunca Salsa, Bachata ve Merengue için kendimi Marc’ın kollarına bıraktım.

 

Hayatta beynin otomatik moda geçtiği bazı zamanlar vardır. Her şey normal akışında kolaydır. Bir şarkıcı olarak bunu sahnede oldukça sık bir şekilde tecrübe etmişimdir. Ne olur bilmiyorum – belki de o anın talepleriyle kişinin becerisi ve duygusal durumunun uyuştuğu bir noktadır. Ve kendinizi neşe dolu bir büyünün içine bırakırsınız.

 

Bu, değişen ritimlere ve neşeli şarkıların moduna göre beraberk hareket ederken, Marc ile ilgili hissettiklerimdi. Çoğu zaman onun gözlerinin derinliklerine doğru bakıyordum, benim alemimden onunkine, onun bir yabancıdan gözlerinin içine bu tür bir dik bakış karşısındaki rahatlığı beni şaşırtmıştı.

 

Benim tecrübeme göre, çoğu insan böyle doğrudan bir bağlantıyı uzun süre sürdüremezdi. Onun bunu kolayca yapıyor görünüyordu.

 

Dans ettikçe, onun, bizi devamlı hareket ettiren kusursuz kombinasyonları düşündüğünü anladım, fakat bunu beni şaşırtmadan yapıyordu. Salsa’da erkek dansçıların talepkar rolünün tersine daha fazla bir takdir duygusu hissetmeye başladım. Erkek aracı sürüyordu. Kadın ise arabanın motoruydu.

 

Bu noktada, şarşırtıcı bir şekilde çift dönüşümü tamamladıktan sonra Marc bana, “Sanırım bana gerçeği söylemedin. Sen yıllardır dans ediyor olmalısın” Ona, her neyi iyi yapıyorsam bunun iyi dans eğitmenim Anthony’nin ve Marc’ın çok gelişmiş becerisinin sayesinde olduğunu söyledim.

 

Bir saat veya daha geç bir süre sonra, gece sabaha dönmüşken, takip eden günde sesimin işe yaraması için eve gidip yatmam gerektiğini fark ettim. Marc sessizce onun email adresi ve telefonunun olduğu bir not verdi. Ben merdivenlere doğru giderken, “Beni ara” diye bağırdı.

 

Bir gün veya daha sonra, biraz düşündükten sonra, aradım. Ve bu yeni bir hikaye.

 

Barbara Lewis, kişisel ve kendini dışa vuran sanat stiliyle bilinir. Şarkılarında, gösterilerinde ve yazılarında dinleyenleri/seyredenleri/okurları sıkça öyle gizlice keşfedilmeyen hayat alanlarına doğru derinlemesine dürüst bir seyahate çıkarır. Lewis derki: “Ümidim, benim sanat stilimle iletişime geçenlerin kendilerini orada görmelerini ve asla hayata dair önemli değişiklikler için asla geç olmadığını hissetmeleridir.”

Şarkıcı/Söz Yazarı, Barbara Lewis, bir çok web sitesinde yer alan “Salsa’ya Yolculuk” olarak adlandırılan asıl sürekli devam eden makaleyi yazmaktadır. Lütfen Lewis’in hiçbir makalesini yazılı izin almadan tekrar yayınlamayınız, bu izni almak için onun temsilcisi ve ürünlerinden sorumlu: E.Rosen Productions – erosen@videotron.ca ya bir email göndererek konuşulabilirsiniz. 

Comments