Ana Sayfa‎ > ‎

Röportaj - Oğuz Kurtili - Bölüm 1

(Salsalogy-Oğuz Kurtili Röportajı/2006)


Yaklaşık 3 saat süren bu röportajın videolarını seyredip, tüm röportajı yazıya aktaran sevgili Ceren Akgün'e sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

Besim Çalışkan: Salsa için önemli bir isimle bir söyleşi yapacağız.Oğuz Kurtili.Oğuz,Salsa’nın başlangıcından itibaren,kökenleri,çeşitleri,müzik çeşitleriyle  ilgili herşeyi biliyor.Aslında Oğuz tam bir Salsadoku.Şimdi Oğuz Kurtili’nin hem kendisini tanıyacağız hem de ondan Salsa’yla ilgili güzel bilgiler alacağız. Merhaba  Oğuz.

Oğuz Kurtili: Merhaba. Hoş geldin.Nasılsın?

B.Ç.: İyiyim,sen nasılsın?

O.K.:İyidir.

B.Ç.:Şimdi önce seni bir tanıyalım. Kendinden bahset.Sonra Salsa’yı anlatmaya başla.

O.K.:Tamam. Ben dans yaşamıma üniversitede okurken başladım. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde okurken,-o zamanlar daha Salsa müziği yaygınlaşmamıştı ama- eşli danslara başladım. Bu çerçevede,Beyoğlu’nda küçük bir  yerde Ethem Canpolat eşliğinde eşli danslara başladık. Cha cha cha,rumba,mambo,foxtrot gibi dansları öğrendik.Müzik sıkıntımızın çok olduğu bir dönemdi.Ayakkabılarımız bile yoktu.Halıların üstünde postalla dans ettiğimiz dönemlerdi.Her şeyin daha yeni yeni başladığı dönemlerdi.Daha sonra YTÜ deki derslere katıldım. Yine aynı tarzda devam ettik.Daha çok Amerikan etkili mambo,Amerikan cha cha cha,Amerikan rumba veya ballroom rumba,jive,swing gibi danslarla devam ettik.Birtakım müzikler dinliyorduk ama o zamanki müzikler bir dönem dünyada popüler olan Latin Amerikan müzikleriydi.Mesela Ricky Martin,Shakira,Santana.

B.Ç.:Bu dediğin hangi yıl oluyor?

O.K.:1996 senesi.10 sene oldu.

B.Ç.:Türkiye’de aslında Salsa deyince,Salsa camiasındaki insanların çoğu 4-5 senelik.Şampiyon olan çok iyi çiftlerin bile 5 senelik falan bir dans geçmişleri vardır yada belki de daha eski de olabilirler. Sen mühendissin bu arada değil mi?

O.K.:Evet,makine yüksek mühendisiyim.

B.Ç.:Gördüğüm kadarıyla Salsayı da mühendis titizliğiyle inceliyorsun.Herşeyiyle..

O.K.:Evet  sonuçta mühendisliğin vermiş olduğu bir bakış açısı var.Bunu belki de aynı şekilde salsaya dansa ve müziğe uyguladık diyebiliriz.

B.Ç.:Çünkü biz seninle 2-3 sene önce rueda çalışmıştık. Ruedanın bir hayli detayına girmiştik.Küba’nın da aynı şekilde.

O.K.:Evet ve belki New York ve L.A style ruedalar da sayılabilir.

B.Ç.:Evet. Sen müziği de yani salsa müziğini de çok güzel ayırt edebiliyorsun.Türkiye’de birçok alanda dansçı var.Ve genelde Türkiye’de L.A style daha yaygın gibi görünüyor ama Cuban style yapanlar,yurtdışından öğrenip de buraya gelip o stili yapanlar da var. Fakat yurtdışındaki hocaların öğrettiklerinin etkisiyle de biz her şeyi karışık öğreniyoruz sanki.

O.K.:Doğru.

B.Ç.:Tam L.A style da dans edemiyoruz tam Cuban style da.Hepsini karıştırıp böyle değişik bir şeyler yapmak istiyoruz gibi bir şey var.

O.K.:Evet.

B.Ç.:Peki o zaman önce şundan bahsedelim. Salsa nedir?Salsa müziği neleri içerir? Karışık bir şey bu sonuçta. Afrika’dan gelen bir dans stili. Ama anladığım kadarıyla Avrupa’dan-özellikle Fransa’dan-gelirken Son’la karışmış.Bunu tam olarak bize anlatırmısın?

O.K.:Önce kabaca başlayalım.Afrika’nın ritmiyle Avrupa’nın melodisinin Karayiple karışması ve ortaya çıkan birçok ritmin New York’da erimesi sonucunda ortaya çıkan bir şeydir Salsa. Tamamen,kesin hatlarıyla bir tanım yapmak mümkün değil.Yorumcuya bağlı,değişken bir sürü faktörü var.

B.Ç.:Yani salsa ne Afrikadır ne Cubandır ne de Miamidir diyemeyiz.

O.K.:Evet,hepsinin karışımıdır. Dünya’nın diyebiliriz. Hatta Afrika’ya gittiğimizde göreceğizki,orada Arap etkileri de var.Belki de daha sonra,daha derine inersek o Arap etkileri Asya’dan geliyor olabilir.Dolayısıyla dünyanın müziğinin karışmasıdır diyebiliriz.Ama sadece belli açılarından bu böyle.

B.Ç.:Bu müzik olarak. Ama dans olarak da etkilendiği başka şeyler de var anladığım kadarıyla.

O.K.:Tabiki öyle. Sürekli gelişiyor,hiçbir noktası yok.Ama temelden ele alırsak müziğinin geldiği yerde sonuçta o müziğin dansları da vardı.O dansların da belli bir mantık çerçevesinde karışmasından Salsa  dansı oluşmuştur diyebiliriz.Ama bu,bugünkü ayrı stillerdeki danslarda çok kolay anlaşılabilen bir şey değil.Ayrı stillerin nedenlerine girmek lazım belki veya onları oluşturan yapı taşlarını iyi incelemek lazım ki analizini kolayca yapabilelim.Ama demin söylediğin şeye değinmek istiyorum.Neden biz ne onu doğru yapabiliyoruz ne bunu doğru yapabiliyoruz?Bunun en büyük etkisi bence hocaları,eğitimcileri sorgulamamak oluyor.Kişi geliyor,bir kombinasyon öğretiyor ve gidiyor.Ben de birkaç tane öyle workshop’a katıldım.Çok da fazla soru soran olmadı.Bu müzik ne?Müzikle dansınız uyumlu mu?Kökleri nelerdir?..gibi soruları soran olmadı.Sadece kombinasyonları alıp gitti öğrenciler.İşin başında müzik merkezli düşünmediler ve belki de buydu hata.Genelde figür bazlı düşünüldü.

B.Ç.:Genelde yabancı hocalardan biz hep kombinasyon istedik.Onlardan herhangi bir perküsyona bağlı bir bilgi istemedik.

O.K.:Evet.Dolayısıyla işin bir bacağı eksik kalmış oldu.Tabi bu kişiden kişiye değişir yani kombinasyon olayında da yanlış bir şey yok ama doğru müziği çalmak çok önemli.Dansçının hissiyatı da beslenmiş olur.Doğru müzikte doğru stilin kombinasyonunu yapıyorsa o dansçı,daha iyi hissetmiş olur.Mesela L.A. tarzında dans ediyorsa,müzikteki bazı patlamalar vardır,1.vuruştadır özellikle o patlamalar.Dolayısıyla bayanlardaki sert geri adımlar ve cross body lead lerde yaptığı bazı figürler daha gösterişli olabilir,müzikle daha uyumlu olabilir.Dansçı bunu hisseder.


B.Ç.:Evet.Danstaki figürlerin hepsinin bir anlamı var aslında.Çünkü dansta bazen bazı enstrümanlar girdiği zaman,örneğin Cuban’da görüyoruz.Timba girdiği zaman değişik omuz hareketleri ortaya çıkıyor.

O.K.:Aynen öyle.Tabiki dansta belki de en üst seviye çalan müziğin kulaktan girmesi,dansçının kulaktan alması ve vücut diliyle ortaya çıkarmasıdır.Dolayısıyla perküsyon eğitimini almış olması,müziğin kalıplarını iyi anlıyor olması,müzikteki değişimleri bedeniyle iyi yansıtıyor olması önemli oluyor burada.Fakat dikkat edersen burada kombinasyondan bahsetmiyoruz.Sadece müzikteki değişimlere göre dansçıların beden hareketlerindeki değişimlerden bahsediyoruz.Bunu nasıl anlayacağız veya bu değişimler yeni değişimler mi?Ona gelelim.Aslında yeni şeyler değil.Salsa eski müziklerin bir karışımı olduğu için,Salsa adı altındaki şey daha çok New York kökenli olduğu için ve New York’taki müzisyenlerin de Porto Riko ağırlığından dolayı birtakım Porto Riko temel ritmleri etkili olmuş olabilir.Fakat tamamıyla coğrafyadan coğrafyaya değişen bir şey var önümüzde.Kübada mesela Salsa terimi başka türlü algılanıyor.Herhangi bir Küba albümü aldığında “Salsa Cubana” diye,içerisinde Salsa müziği bulamayacaksınız. %100 Salsa değildir o.İçinde son,danzon,cha cha cha,mambo,salsa cubano timba,bolero olabilir.Tüketici ne diyecek?”Ben Salsa öğrenmiştim.”Danstan yola çıkarak düşünüyoruz.Ama albüm öyle demiyor.”Başka başka şeyler var.Kötü bir albüm bu.”Hayır değil.Aslında doğru albüm o.Çünkü bir karışımdan bahsediyor.Salsa Cubana.Kübadaki ritmlerin karışımı.Aynı şekilde Salsa Puerto Rico albümü olabilir.Mesela ……. Guys Salsa albümlerinde de aynı şeyi görebiliyoruz.Coğrafi olarak  çeşitli ülkelerdeki ritmlerin karışımıdır o albümler.O tip albümleri dinleyip yorumlamak önemli.Ana ritmler var Salsa’da.Onlara gelelim istersen.

B.Ç.:Peki önce Salsa’daki enstrümanlara değinirmisin ? Çünkü biz Salsa’da kullanılan entrümanları da tanımıyoruz.Müziği dinliyoruz,perküsyondaki vuruşlara göre adımımızı ayarlıyoruz ama Salsa’da hangi enstrümanlar kullanılıyor?Bu enstrümanların etkileri ne?Hangi enstrüman aslında neyi ifade ediyor?Bir Afrikalı veya bir Kübalı için, aslında onlar o enstrümanlarla zaten doğdukları için o enstrümanların ne anlama geldiğini,hangi vuruşta neyi ifade ettiğini iyi biliyorlar ama bizim için yabancı şeyler bunlar.

O.K.:Aynen öyle.Şunu bilmek lazım,çok çeşitli enstrümanlar var.Fakat hangi enstrümanın var olduğundan çok bir enstrümanın nasıl çalındığı önemli oluyor.Bizdeki makamları algılamak gibi bir şey bu.Belli başlı enstrümanları sayarsak;conga,bazen bongo,timbal önemli,yan flüt,keman,saksofon,trompet-çok çeşitli versiyonlarıyla beraber tabiki bunlar-trombon üflemeli olarak önemli,campana,guiro,maracas gibi küçük perküsyonlar çok önemli.Gördüğünüz gibi gitgide gelişiyor.Contr-bass,bass gitar,çello da kullanılabiliyor.Bateri mesela Küba Salsası için önemli,pek bilinmez.Porto Riko orkestrasında çok göremezsiniz bateriyi ama modern Küba Salsası’nda (Timbal)  bateri çok önemlidir. Çünkü geçmişteki songo diye bir ritme dayanıyor o.

B.Ç.:Sonuçta büyük bir orkestra var arkada.

O.K.:Evet,çok büyük bir orkestra var.

B.Ç.:Yani genelde Türkiye’de müzik piyasasına baktığımız zaman bir org,çeşitli müzik aletlerinin yerine geçebilen bir org yeterli sayılabiliyor.

O.K.:Salsa müziğinde böyle değil.Belki de Türkiyedeki orkestralar da bizim pek ilgilenmediğimiz taraflar.Mesela Türk Sanat Müziği’nde çok büyük bir orkestra vardır. Biraz TRT 3 seyredersek orada görebiliriz.Türk Halk Müziği’nde çok büyük bir orkestrayla karşılaşabiliriz gelenekselse eğer bu.Tabiki bunun küçük versiyonlarıyla da aynı şeyi yaşatmak mümkün ki Küba’da da Porto Riko’da da Kolombiya’da da bunlar hep yapılıyor.

B.Ç.:Ama iki tane enstrümanla yapılabilecek kolay bir müzik değil bu anladığım kadarıyla.

O.K.:Tabiki değil.Bilgisayar yardımıyla da yapılabilir ama o orkestranın yapacağı müziğin havasını kesinlikle yansıtmaz.Kökenlerini bilmek gerekir.Bazı geçişler  tabiki bilgisayarla da yapılabilir ki yapılıyor da.Fakat elle yapılması çok daha önemli ve çok daha saygı uyandıran bir şey bize göre.

B.Ç.:Yani Türkiye’de çok fazla canlı Salsa performansı yok.

O.K.:Maalesef yok.


Devamı: http://www.salsalogy.com/home/roportaj---oguz-kurtili---bolum-2

Comments